Dikkat Sınav Maratonu Var!

0

     Çocuğunuzu küçükten itibaren aman duyuları gelişsin diye çeşit çeşit oyuncaklarla oynatıyorsunuz. Aman kısa motor kasları gelişsin diye eline özel gereçler veriyorsunuz. Aman ekrana bakmasın diye kırk takla atıyorsunuz. Aman sosyalleşsin diye oyun grupları, yetenekleri geri kalmasın diye montessori odaklı baskıdan uzak karma anaokullarına veriyorsunuz. Her yaptığınızı sevgiyle, göz hizasına inerek ben diliyle ifade ediyorsunuz.

İlkokulda müzik kursları, spor sanat etkinlikleri, o atölye senin bu atölye benim geziyorsunuz. Okulda notlar önemli değil yavrum senin ne öğrendiğin ne hissettiğin önemli gibi cümlelerle kendine ve duyularına odaklanmasını sağlamaya çalışıyorsunuz. Daha bla bla bu içsel çalışmalar uzuyor da uzuyor..

Sonra ne mi oluyor?? 5. sınıf ya da 8.sınıfa geliyor çocuk birden siz kendi durgun sularınızda sandal sefası sürerken etrafınızdaki dalgaları görüp küreklere asılmaya başlıyorsunuz. Sınav sistemi denen 1şeyle tanışıyorsunuz. Bugüne kadar yarışatı tiplemelerine karşı olan siz ve çocuğunuz birden kendini bu kulvarda koşmak zorunda hissediyor.

Birden bütün hobileri, lisans aldığı sporları, uğraştığı sanatlar, çaldığı müzik aletleri depoya kaldırılıyor ve haydi bakalım her gün 100’lerce soru çözme zamanı moduna geçiyorsunuz. Sonuçta da 2 saatlik bir sınavla değerli ya da değersiz hale geliyorsunuz eğitim basamakları için.

Geçmişte katıldığı kurslar, çaldığı müzik aletleri, haftasonlarınızı verip çocuğunuzu götürdüğünüz tüm etkinlikler, ilave kazandığı beceriler, lisanslar çöp olarak değerlendiriliyor 1sonraki aşamaya geçmek isteyen bu çocuk için.

’Eğitim sadece masa başında değil, bazen bir temizlik kovasındaki köpükte gizlidir’ diyen Meb bakanımızı çocukların yaşadıkları bu karambole duyarlı olmasını umuyoruz. Her bireyin yeteneği farklıdır. İllaki bir eleme yöntemi olmalıdır ama bu tüm eğitim hayatını iki saate sıkıştırarak olmamalı, çocuklar genel bir değerlendirmeye alınmalı gerekirse bu sınavlar yıllar içerisinde tekrar edilmelidir.

Bırak çalışmasın, sınava girmesin ya da sınavın ne önemi var kazanamasa da olur diyenler için sunu ifade edeyim; akademik başarı ile ahlaki ve kişisel gelişim parelel ilerleyen kavramlar. Çalışkan öğrenciler aynı zamanda ahlaki seviyesi yüksek, zaman yönetimi iyi, boş zaman faaliyetleri katma değerli olan kişiler oluyor. Çocuğunuzu nezih bir ortamda okutmak istiyorsanız, bu akademik başarıyı yakalamış bir çevre sağlamanız gerekiyor. Yoksa kaç matematik çözmüş, kaç türkçe net yapmış çokta umrunuzda olmuyor. Başarılı çocuklar: ahlaki seviyesi yüksek erdemli bir nesil oluyor.

Ülkemiz için kısıtlı sürede en çok, en hızlı test şıklarını işaretleyen bireyleri seçmek yerine bir çok yeteneği gelişmiş üretken, aktif, özgüvenli gençler yetiştirelim.😊

Share.

Leave A Reply