Şeffaf Mahremsiz Modern

0

Bugunler de 8 yıl öncesi hayatımda yarım kalan bir devri yeniden açma çabalarındayım. Üniversitelerde özgürlük ortamı sağlanınca adeta ciğerlerimi oksijen dolduran , bulunmaktan zevk aldığım üniversite hayatına dönme gayretindeyim.

Bu sebeple sık sık bazı üniversiteleri gezme ve yeni nesil öğrencilik nasılmış inceleme fırsatı buluyorum. Görüyorum ki, bizim zamanımızdaki Hocadan sıkılma, çekinme gibi şeyler premodern olmuş.

Ayrıca modern kent hayatındaki mahremiyet algısına bağlı kadın erkek ilişkileri tamamen farklılaşmış.  Kızlar&erkekler arasında mesafe kaybolmuş, buhar olup gitmiş.

Bu başörtülü için de böyle başörtüsüz için de.Hatta başörtülüler yılların geri çekilmişliğiyle, gerilmiş yay gibi kendilerini sineye çekmiş çekmiş ve şimdi fırlatılmış bir oka dönüşerek modernizmin tüm sembollerini hızlıca gerçekleştirme çabasındalar.

Mesela bir erkek başörtülü bir bayana el uzatmaktan çekinirken, aynı bayan erkeğe sarılacak hale gelmiş. Adeta “bak işte biz başörtümüzle her şeyi de yaparız” görünmez pankartlarıyla geziyor gibiler. Bu hem hal hareket, hem de kılık kıyafet ile böyle. Başörtülü olamayanlar daha tesettürlü, daha görünmez gibiler.

Nilüfer Göle bu konuda ilgi çekici bir olay anlatır ki oldukça manidardır, ‘90’lı yıllarda kendisini konuşmaya davet eden bir İslâmî vakıfta önce kadın ve erkeklere tamamıyla ayrı mekânlarda hitap ettiğini belirtir. Göle,aynı vakfa birkaç yıl sonra davet edildiğinde ise bu kez kadın ve erkeklerin ayrı oturdukları ortak bir salonda topluluğa hitap eder. Belli bir süre sonra aynı vakfa üçüncü gidişinde ise bu kez kadın ve erkek dinleyicilerin tamamen karışık oturduğu bir salonla karşılaşır. Burada dikkat çekilmesi gereken temel nokta, bu değişimin tamamıyla normal ve zorlama dışı bir şekilde gerçekleştiğidir.

Prestijli bir üniversitede katıldığım bir yüksek lisans dersinde Türkiye’nin entelektüel kesiminin, güncel repliklerini, alışkanlık ve günlük normallerini izleme fırsatı buldum. Bugun anladımki ben hala “modern mahrem” olamamışım, kendim gibi düşünen ortalama aynı zihin yapısına sahip bir toplulukta yaşıyormuşum uzun süredir. Zaman zaman “yok canım o kadar da değil” dediğim kavramların sahaya inmiş, günlük literatüre hakim hale gelmiş olduğunu gördüm. Bizim geleneklerimizden ve en önemlisi dinimizden, hadi onu da geçtim genel geçer ahlaki normlardan öğrendiğimiz mahrem kavramı şu modernizm devrinde  nasıl da dejenere olmuş, her yanı tırtıklanmaktan nasılda paçavraya dönmüş. Melezlikten çıkıp yerlisi olmuş yabancının.

Kadın&erkek her zaman her şekilde her istediğini yapmalı; ortam, şartlar, yaşlar, kişiler önemsiz hale gelmiş. En kötüsü de bu normalleşmiş.  Uzun süredir TV izlemiyorum çok şükür, dizilerin bir etkisi mi bilemiyorum nikahmış, harammış, helalmiş bunlar etnik kavramlar olup müzelere kaldırılmış sanki. Sınırlar yok olmuş. Modernizm istediği noktaya ulaşmış. Türkiye’de yaşayan bir çoğunluk artık mahrem kavramını dolduracak bir tanım bulamayacak hale gelmiş. Çünkü en mahrem kabul edilen şeyler bile günlük konuşmalarda şakalaşma haline gelmiş.

Öyle ki neden doktorlar, eczacılar kız mısın değil misin, evli misin bekar mısın? Sormamalı, sorsa bile “ohh baby, not a problem” demeli. Adeta “Sex and the City” replikleri havada uçuşmalı! Çok şükür ki modernizme kolunu bacağını kaptırmış ülkemin insanı, henüz vicdanını kaptırmadı, büyük kesimler için hala bu kavramlar en özel ve mahrem kavramlar. Aslında bekaretin önemsizliğini düşünürken ve bu durumu normal kabul ederken, bunun her şeyin konuşulduğu gündelik hayatta söz konusu edilmesinin insanı rahatsız etmesi ne kadarda büyük bir çelişki. Kolunun bacağının varlığı veya yokluğunun söz konusu edilmesi seni nasıl rahatsız etmiyorsa, bununda söz konusu edilmesi de seni rahatsız etmemeli. Eğer rahatsız ediyorsa ortada bir hata var demektir ki hatanın yüzüne vurulması ve ifşa edilmesi seni rahatsız ediyor. Cevap her ne olursa olsun vicdanlar en doğru cevabı söyleyecektir.

Bir Müslüman ne kadar modernite olursa olsun, kemikleşmiş değişmeyecek normları vardır.  Şöyle de olur, böyle de olurla,bu kadarı kafi anlayışıyla, nefsime ne koparsam kardır pazarlığıyla din gemisi yürümez. Modernizmin her şeyi görme, bilme, iç dünyaya kadar hükmetme çabaları sonuç veriyor ve anne babaların “aman bu kadarına da şükür” deyimleriyle yakasını bıraktıkları sevgili evlatları “mahremsiz şeffaf modern” olma yoluna giriyorlar vesselam. Çözüm mü? Herşey aslına dönmeye mahkum olduğu gibi bu çarkta birgün olması gereken aslına dönecek ama arada giden kurban nesiller “ortaya karışık” geçiş nesli “melez” bir nesil olarak yad edilecek. Her devirde pergelin bir ayağını sıkıca İslam’a hakyol’a dayayabilmek ümidiyle…

Share.

Leave A Reply