Montessori Eğitiminin İslam’da Yeri Var mı?

0

M-Model olmak

O-Oyun oynamak

N-Ne istediğini sormak

T- Tutarlı olmak

E- Empati kurmak

S- Sorumluluk vermek

S- Saygı duymak

O- Özgüven

R- Ruhsal, fiziksel, sosyal ve duygusal olarak gelişmek

İ- ihtiyaçlarını gidermeyi öğrenmek

Montessorinin tanımını yapmadan önce kısaca bu eğitim sisteminin en önemli kelimelerini seçip böyle bir başlıkla tanıtmak istedim. Aslında bu birçok okul-öncesi eğitim sisteminin temelini oluşturan özellikler, ama gerçekten Montessori sistemi bir çocuğun ne düşündüğünü, ne istediğini, ne hissettiğini soran, sorgulayan ve çocuğun kendi özgür iradesiyle karar vermesine izin verip çocuğun kendi kişiliğine saygı duyarak çocuğun özgüven duygusunun gelişmesini sağlar. Tek bir cümle ile özetlemek gerekirse; “Montessori sistemi kontrol edilmiş bir ortamda çocuğu özgür kılmaktan ibarettir.” Özgürlükten kasıt, kuralsızlık ya da tamamen başıboş bırakmak değildir, elbet. Gerçek sevgi, çocuğun yanlış yapma ve uzaklara gitme ihtimaline göğüs gerip onu özgür bırakmak, kendini tanımasını, kendi olmasını sağlayacak fırsatlar peşinde koşmasına imkân tanımaktır. Çocukların kendi kararlarını vermeleri, kendi tercihlerini yapmaları aslında sorumluluk almak için de adim attıklarını gösterir. Eğer çocuk kendi kararlarını kendisinin vereceği bir sureci yasamasına fırsat tanıdığımızda verdiği kararın sonuçlarını düşünüp bu yönde en uygun adimi atmaya çalışır. Montessori her çocuğun kendine özgü bir gelişime sahip, bireysel bir kişilik olduğunu ve kendi kapasitesi doğrultusunda öğrenebileceğini savunur.

Çocuğa özgürlük ortamı sağlamak, her şeyden önce ona olan bakış açımızı gözden geçirmemizi gerektirir. Eğer çocuk bizim için sahip olduğunuz bir nesne anlamına geliyorsa, kendimize ait bir mala olduğu gibi ona da kendi istek ve tercihlerimiz doğrultusunda dilediğimiz gibi davranabiliriz. Ama sunu hatırlamalıyız, Cenabı Allah yoktan var ettiği, her turlu ihtiyacının ve hayatinin kudret elinde olduğu kuluna bile seçme sansı tanımakta, ona saygı duymakta, kulunun kendisi ile ilgili fikirlerini önemsemektedir. Rabbimiz için kulu hiçbir zaman köle değildir. Aksine, özgür iradesi olan, seçme sansı olan şerefli bir varlıktır. Her şeyden önce, çocuğu bir birey olarak görme ve kabullenme Montessori sisteminin temelini oluşturur.

Peygamber efendimiz (sav) bir insanin ne için yaratılmışsa, bir misyonuna uygun yetenek ve eğilimlerle dünyaya geldiğini bize haber verir. Oysa dünyadaki eğitim sistemlerinin çoğu, insanların birbirinin aynısını yapmaya çalışan bir sistem mevcut. Ama Montessori işte bu sistemlerin çoğundan farklı ve aslında tam olarak İslami yapıya uygun bir eğitim sistemi. İslam’a göre herkes kendi özgür iradesiyle seçme hakkına sahip değil mi? En güzel örneği, Hz. Ali ve onun gibi nicelerinin küçük yaşta hiç kimsenin baskısı altında kalmadan, dinleyerek, anlayarak, hissederek İslam dinini seçmeleri, küçük yaşta büyük sorumluluk almaları, toplumda saygın, sözü dinlenilen bireyler olmaları hep bu sisteme bağlıdır. Ve farkındaysanız herkesin aynı şeylere inanması onları ayni kişiliklere bürümemiştir. Hepsinin kendine göre farklı değerleri, karakteristik özellikleri vardır, bu sistemin amacı da bu aslında. Özde iyi bir birey yetiştirirken, karakterinin, kişiliğinin oluşması yine kişinin kendi özgür iradesiyle oluşmaktadır.

Bunun yanı sıra çocuğun çalışmasında ona seçme özgürlüğü sağlanması zihinsel açıdan da önemlidir. Nasıl mı? Birçoğumuz seçme şansımız olmadan bize verilen bilgileri müfredat doğrultusunda öğrendik, isteyerek veya istemeyerek… Ama Montessori bunun tam tersi çocuğa öğrenmede seçme şansı tanıyor. Bir çocuk matematik, bir çocuk sosyal, bir çocuk bilim üzerine aynı zaman diliminde çalışıyor. Birinden sıkıldığında, ötekine geçebiliyor. Fakat çocuk sonuç olarak o konularının hepsini yapmasının gerektiğinin farkında olarak yetişiyor. Sadece istediğini istediği zaman yapacağını bilmesi, baskı altında olmadan daha kolay, severek ve en önemlisi isteyerek öğrenmesini teşvik ediyor. Çocuklar farklı hızlarda ve farklı yollarla öğrenirler. Çocuklar bağımsız olmayı, duygularının farkında olmayı, seçimler yapabilmeyi ve günlerini nasıl geçirmek istedikleri konusunda karar vermeleri için teşvik edilmelidirler.

Montessori sistemi küçük yastan itibaren çocuğa seçme hakkı tanıyan, alternatif oluşturan, kuralların net olarak ortaya konduğu ve mevcut kurallar çerçevesinde çocuğun özgür olduğu bir gelişme ortamı sağlamaktır. Demek istediğim şudur ki, baskı altında ya da tüm kontrol ebeveynlerin ya da eğitimcilerin elinde olursa, çocuğun gelişme (zihinsel, ruhsal, sosyal ve fiziksel)devresinde problemler görmemiz muhtemeldir. Bu ortamda yetişen çocukların kendilerine güvenleri yoktur, ya da çok azdır, hep bir onay beklerler karşındakinden, kendi fikirlerinden önce başkalarının fikirlerini daha çok önemserler.

Montessori’nin ekseni çocuktur. Montessori okullarında kullanılmak üzere geliştirilen çeşitli araç ve gereçler, hazırlanan ortam, çevre hepsi çocuğun değerini anlamak, kavramak ve çocuğa saygı duymak ilkelerine dayanır. Bu sistemin temelinde çocukların en önemli becerilerinin kendi kapasite ve yeteneklerini geliştirmek olduğunu kavramaları hedeflenir.

Esma Nur Ulcay/Eğitimci-Akademisyen

Share.

Leave A Reply