1. Skip to Main Menu
  2. Skip to Content
  3. Skip to Footer
Son Güncellenme Zamanı:Salı 23 Nisan 2013, 12:23

Kokulu Ürünlerin İçeriklerindeki Kimyasallar

Written by  Rehnuma 18 Nisan 2011 Published in DOĞAL TEMİZLİK

Yeni yıkanmış giysilerin o tatlı kokusu çok acı faturalar çıkarabiliyor. Organik olduğunu iddia edenler dahil, çılgınca tüketilen kokulu ürünler, etiket üzerinde belirtilmeyen ve bir kısmı “zehirli” olarak tanımlanan birçok kimyasalı etrafa saçıyor.

Washington Üniversite’si tarafından, kullanımı yaygın 25 kokulu ürün üzerine yapılan araştırmada her bir ürünün çevreye 17 çeşit kimyasal yaydığı bulundu.

Ürünler içinde bulunan toplam 133 farklı kimyasaldan yaklaşık 3’te 1’inin “zehirli” veya yasal olarak “tehlikeli” bulunan kimyasallar olduğu tespit edildi.

Ürünlerin etiketinde ise çevreye yayılan bu kimyasallardan sadece bir tanesinin adı geçiyor ve yalnızca iki tanesi açıkça ilan ediliyor.

Araştırmanın sonuçları Çevresel Etki Ölçme Dergisinde (Environmental Impact Assessment Review) yayınlandı.

Washington Üniversitesi Toplum ve Çevre Mühendisliği ve Halkla İlişkiler bölümü profesörü, aynı zamanda araştırmanın başyazarı olan Anne Steinemann şöyle konuştu:

“En çok satan ürünleri analiz ettik. Bu ürünlerin yarısı organik ve doğal olduğunu iddia eden ürünlerdi.

Şaşırtıcı şekilde organik olduğunu iddia eden bu kokulu ürünlerin çevreye yaydığı kimyasallar diğer sıradan kokulu ürünlerden hiçbir farklılık göstermedi.”

Ürünlerin 3’te 1’inden fazlası ABD Çevre Koruma Örgütü tarafından kanserojen olarak sınıflandırılan ve güvenli kullanma miktarının hiçbir şekilde bulunmadığı belirlenen en az bir kimyasalı içeriyor.

Üreticiler yasal olarak temizlik malzemelerinin, oda spreylerinin veya çamaşır deterjanlarının içeriklerini açıklamak mecburiyetinde değiller.

Ne bu ürünler ne de Gıda ve İlaç Örgütü tarafından düzenlenen kişisel bakım ürünleri, şampuanlar, kremler, cilt bakım ürünleri içlerinde bulunan kokuların içeriklerini açıklamak zorunda değiller.

Basit bir ürün içindeki en ufak bir “koku” bile yüzlerce kimyasalın karışımından oluşuyor olabilir.

Bu sebeple Steinemann ve meslektaşları, evlerde, işyerlerinde ve halka açık alanlarda kullanılan kokulu ürünlerin çevreye ne yaydığını ortaya çıkarmak için kimyasal hafiyeler kullandılar.

Çalışmada; oda spreyleri, sıvı ve yağ halindeki oda ve araç kokuları; çamaşır deterjanları, yumuşatıcılar; kişisel bakım ürünleri, sabunlar, antibakteriyel jeller, losyonlar, deodorant ve şampuanlar;

temizlik ürünleri, bulaşık deterjanları ve her türlü sprey, toz ve jel halindeki temizlik ürünü analiz edildi. Bütün bu ürünler en çok satan markalardan seçildi.

Araştırmacılar her üründen örnek alıp oda sıcaklığında bulunan kapalı cam kaplara koydular. Daha sonra cam kap içinde oluşan havayı ve içeriğinde bulunan uçucu organik bileşenleri incelediler.

Her metreküpte 100 mikrogramdan başlayan 1.6 milyon mikrograma kadar çıkan kimyasal konsantrasyonlar bulundu.

En yaygın kimyasal salımların limon özü içeren turunçgil kokusu bileşenlerinde;alfa pinen ve beta pinen içeren çam ağacı kokusu bileşenlerinde; etil alkolde; ve asetonda bulunduğu ortaya çıktı.

Her bir ürünün en az bir “zehirli” veya “tehlikeli” kimyasal içerdiği bulundu. 11 ürünün ise Çevre Koruma Örgütü tarafından kanserojen olduğu kabul edilen en az bir kimyasal yaydığı bulundu.

Bu kimyasallar şöyle; asetaleldehit, 1,4 dioksan, formaldehid ve metilen klorür.

Bütün ürünlerin etiketinde yazan tek kimyasal etil alkol; kimyasal güvenlik raporunda yazan tek yardımcı kimyasal madde ise 2-buteksietanol.

Steinemann: “Bu ürünler etrafa toplu olarak 420’den fazla kimyasal yayıyor. Ancak bu kimyasalların hiçbirinin içeriği tüketiciye açıklanmıyor” diye konuştu.

Ürünlerin formülleri gizli tutulduğundan, ortaya çıkan zararlı kimyasalların ürünün kendisinden mi yoksa içerdiği kokudan mı, yoksa her ikisinden mi kaynaklandığı tam olarak netleştirilemiyor.

Araştırma sonucunda her bir ürünün etrafa yaydığı kimyasal tespit edildi ve tek tek not edildi. Ancak ürünlerin firmaları açıklanmadı.

Steinemann bunun sebebini şu şekilde açıkladı: “ Biz ‘A’ firmasının tehlikeli kimyasallar içerdiğini açıklayıp, ‘B’ firmasının güvenli olduğu izlenimini vermek istemiyoruz tüketicilere.

Test ettiğimiz bütün kokulu ürünlerde bu tehlikeli ve zehirli kimyasalları bulduk.”

Yapılan bu çalışma ile ürünler içinde bulunan çeşitli kimyasallar ortaya çıkarıldıysa da ürünlerin sağlık üzerine etkileri hakkında bir araştırma yapılmadı.

2009’da Steinemann ve bir meslektaşı tarafından iki ulusal anket yayınlandı. Bu araştırmanın sonucuna göre; nüfusun %20’si oda parfümlerinin, %10’u ise dışarı havalandırılan çamaşırlardaki deterjan ve yumuşatıcı kokusunun sağlıklarını olumsuz etkilediğini belirtti.

Astım hastalarında bu tür şikayetler yaklaşık iki misli idi.

Ev Ürünleri Etiketleme Hareketi üreticilerin oda parfümleri, sabunlar, çamaşır deterjanları ve diğer ürünlerin içeriklerini ambalaj üzerine yazmalarını gerekli hale getirecek.

Steinemann kendisinin kokuların ne gibi bileşenler içerdiği ile ilgilendiğini söylüyor. Etiketleme Hareketi bu konuya da dikkat edecek. Steinemann bu kokuları “ikinci el kokular” olarak adlandırıyor.

Steinemann temizlik ürünleri konusunda halkı daha basit seçeneklere yönlendiriyor; sirke ve karbonat ile temizlik, oda parfümü yerine odayı havalandırma ve kokusuz ürünler kullanmak gibi.

“Geçen iki yılda 1,000’in üzerinde e-posta, mesaj ve telefon aldım. İnsanlar; ‘Bu güzel çalışmayı yaptığınız için size teşekkür ederim. Bu ürünler beni hasta ediyordu ve ancak şimdi bunun sebebini anlayabiliyorum’ şeklinde şükranlarını dile getiriyorlar” diyor Steinemann.

Steinemann şuanda Standford Üniversitesi Toplum ve Çevre Mühendisliği Bölüm’ünde ziyaretçi profesör.

Doğal Temizlik Ürünleri Hakkında Bilgi Almak için Tıklayın.

Çeviren: Merve Başyiğit

(ScienceDaily, 26 Ekim, 2010 “Scented Consumer Products Shown to Emit Many Unlisted Chemicals”)

 

Leave a comment