Dr.Hümeyra Ökten

0

“Dindar Bir Doktor Hanım”da sadece bir insanın hatıralarını bulmazsınız. Bundan da ötesi vardır.

Cumhuriyet döneminde tıp eğitimi alarak kendini insanlığa hizmete adayan Ayşe Hümeyra Ökten ile yapılan bir söyleşi kitabıdır ‘Dindar Bir Doktor Hanım’.

Eserde Ayşe Hümeyra Hanımın çocukluğu, aile ilişkileri, tıp eğitimi, babası Celalettin Ökten ve çevresi ile ilişkileri, Medine’de yaşadığı yılları özenli bir şekilde anlatılmaktadır. Aslında bir hayat hikâyesinden çok bir tarih kitabı gibi… Türkiye’nin yakın geçmişine tanıklık etmiş sevenlerinin ‘Doktor Ablası’ seksen beş yıllık hayatı boyunca kendini vazifesine adamış, karanlık ve sıkıntılı günlerin aydınlık yüzü olmuştur. 1953 yılında Kızılay’ın görevlendirmesiyle Medine’ye giden Hümeyra hanım bu topraklara sevdalanır ve artık hayatının büyük bir bölümünü bu kutsal topraklarda geçirmeye karar verir. Medine-Türkiye yolu Ayşe Hümeyra Hanımın “say” yolu olmuştur artık.

Celaleddin Ökten de bu kitapta

Anılarını anlatırken ilk imam hatip liselerinin temellerini atan babası Celaleddin Ökten’e ve yaptığı çalışmalara da yer vermiştir. Ömrünü eğitimcilikle geçirmiş olan Celaleddin Ökten’in vefatı sonrasında 70 sene boyunca biriktirdiği kitapları vasiyeti üzerine Süleymaniye Kütüphanesine vakfedilmiştir.

Celaleddin Ökten

Ayşe Hümeyra Hanım ezanın Türkçe okunmasından, kılık kıyafet inkılâbına, İHL temellerinin atılmasından, Medine’de yaşanılan değişiklere, bir dönemin can alıcı olaylarına şahitlik etmiştir. İlim sahibi olmanın yanı sıra dindar olmayı da önemsemiştir.

Rüya, şiire ilham olmuştu

Hayatında rüyalar önemli yer tutmaktadır. Babası, erkek kardeşi ve çevresindekilerin rüyaları hayatında etki etmiştir her zaman. Anekdotlarının birinde Cerrahi Dergâhı şeyhi Fahrettin Efendiden bahseder. Fahrettin Efendi rüya tabirlerinde ender görülen bir kabiliyete sahipti. Bir gün Siret Bey’e “Her şey için şiir yazıyorsun bu defa da Peygamber Efendimiz için yazsana.” demiş. O da “Ama efendim, görmedim ki, bilmiyorum nasıl yazayım.” diye cevap vermiş. “İnşallah görürsün” demiş Fahrettin Efendi. Onun istenen rüyayı göstermek gibi kabiliyeti vardı. Hakikaten bir zaman sonra Siret bey rüyayı gördü ve o şiiri yazdı.

İşte o şiirden bir bölüm;

Ey mihr-i layezalin mehtab-ı müsteniri

Envar-ı kibriyaye sensin yegane mazhar

Zatinla zat-ı akdes olmuşdu zarf u mazruf

Dillerde ism-i pakin Allah ile beraber

Sensin nebi-i ümmi arif kemal-i Hakkı

Arif kemal-i zatın yalnız Hûda-yi enver

Mir’at-ı Hakk-nümasın tevhid ile mücella

Kim anda hüsn-i mutlak nurunla cilve eyler

Uşşak-ı zârı varken bî-had o Kibriyanın

Mâşuk-ı münferidsin Mevla’ye ey Peygamber

Asr-ı saadetinde gelmek nasib olaydı

Görmüş olurdu billah Allah’ı görmeyenler

Hakk’ın yanında mehtab sönmüş çerağa benzer

Leyla misali hubân payinde zıll-i kemter

Hatıra okumak faydalı

Nevin Meriç’in sohbet kıvamındaki bu kitabını yakın geçmişimiz hakkında bilgi sahibi olmak isteyenlere ve bir dönemin örnek hanım efendisinin hayat mücadelesini merak edenlere  tavsiye edelim.

 

http://www.ilahiyathaber.com/haber.php?haber_id=1563

Share.

Leave A Reply