Darbe Gecesi

0

Yaşanan o geceyi birde eşi cephede olan çocuklarıyla başbaşa bir hanım gözünden aktarmak istedim. O gece İstanbul ve Ankara’da olanlar için bambaşkaydı. 15 temmuzu 16 Temmuza bağlayan gece çocuklarla birlikte, biraz büyüklerle zaman geçirmek, birazda dinlenmek için Karabük yoluna çıkmak üzereydik. IMG_9633Arabayı valizlerle doldurmuş, arabadaki son düzenlemeleri eşim yaparken bende çocuklara dondurma almak için çocuklarla dondurmacıya gitmiştim. Dondurmaları aldık ve eşim yanıma geldi “gidemiyoruz” dedi, “neden” dedim; “darbe oldu yollar tehlikeli” dedi.
Kalakaldık öylece…

Yıl 2016 ve bildiğin darbe oluyordu. 28 Şubat döneminde 14 yaşındaydım, ve o dönemi de yaşamıştım. Başörtüsü sorunu nedeniyle lise 1. sınıfta Edirne’de ki okulumuzu bırakıp İstanbul’da başka bir okula gelmiştik 4 arkadaş. Bu haksızlıklar ve çeşitli zulümler dışında, toplu tanklı silahlı bir hatıra yoktu zihnimde.

İşte şimdi 32 yaşımda bir darbe yaşıyordum. Üstelik 9 yaşında bir oğlum ve 2,5 yaşında bir kızımla birlikte. Darbeyi algılarken yola çıkmak için tıka basa doldurulmuş arabamızda kaldık sokaklarda. Meydanları dolandık arabayla. Kısıklı’ya gidelim dedik ama araçla gitmek mümkün değildi, geri döndük. ATM’ler bir anda kuyruk oldu. Sokaklar kalabalıklaştı.

Sonra Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan sokaklara davet etti bizleri. İşte o an önümüze çizilen net tablo ve yapmamız gereken belli olmuştu. Eşim köprünün kapandığını bildiğinden oraya gitmek istedi. Daha olay yeni basında yankılanırken ortalama 1 saat içinde sokaklar namazgah civarında çektiğimiz bu videolar haline gelmişti. Evet Cumhurbaşkanı bizi sokaklara davet etmişti, ama o davet etmese de Türk milleti sokaklara yine dökülecekti. Bu bağlamda Cumhurbaşkanı’nın halkını tehlikeye attığı görüşüne asla katılmıyorum. Tam tersi halk evde elinde kumandayla değil, sokaklarda darbecilerin hareket alanını kısıtlayarak bayraklarla yapılmalıydı.

Her yer tezahüratla doldu, bayraklar her yerde. İçimiz içimize sığmaz olmuştu. Ağlıyor ve dua ediyorduk. Bende gitmek istiyordum, her neredeyse o vatan hainleri haykırmak elimden geleni yapmak istiyordum. Ama çocukları bırakacak yerimiz yoktu ve biri onları güvenli bir yere götürmeliydi. Nihayetinde eşim bizi eve bıraktı. Helalleştik, ne olacağını bilmiyorduk. 2,5 yaşındaki kızım uyuyordu. Fakat 9 yaşındaki oğlumda bizimle aynı heyecanı yaşıyordu. Birden sorular sorular çocuk zihninde bilinmezliklerle her şeyi merak ediyordu.

Eşim hiç tereddüt etmeden cepheye gitmişti. Çok tedirgindik Tv’den sürekli takip ediyorduk. Bir yandan selalar başladı. Bir yandan üstümüzden geçen jetlerin çıkardığı bombamsı seslerle binamız sallanıyordu. Oğlumla birbirimize sarılıp ağlıyorduk. Arada eşimi arıyor ve durumu soruyordum. Eşim her zaman “durum iyi her şey normal, köprüyü açmadan gelmeyeceğim “diyordu ama watsup ve diğer kanallardan hep bomba, ateş, köprüde katliam haberleri geliyordu. (Eşimin yaşadıklarını burdan okuyabilirsiniz). Bizi tedirgin etmemek için olayları bize tam olarak aktarmıyormuş, sonradan kendisinden öğrendik 🙂

IMG_9612Sürekli dua ediyorduk. Oğlum ” anne bu geceyi unutmamam lazım ilerde torunlarıma anlatırım” diyerek bir defter istedi ve onu günlük yaptı. Gece boyunca kendince oraya notlar aldı. Başlıkta Türk Günü. Hem üzülüyor hemde Millet olarak verdiğimiz mücadeleyi gördükçe mutluluktan ağlıyordum.

Sabah 6’da oğlum babasının eve geleceğini duyunca uyuyakaldı. Bende uyanan kızımı sallarken 7-7.30 arası uyuyakalmışım, o arada köprü açılmış ve eşimde köprüden geçmek için hareket etmişti. Bu sırada şarjı bitmişti ben aniden uyanıp ona ulaşamayınca çok telaşlanmıştım ve irtibat kurulabilir herkese ulaşmış iyi olduğunu çok şükürki öğrenmiştim. O gün ve ertesi 3 gün aynı heyecan, aynı tedirginlik ve şok halimiz devam etti. İnternetten ve diğer kanallardan yapılan katliamları, halkımızın duruşunu izledikçe ağlıyordum hala.

1 hafta kadar önce aile bir Çanakkale gezisi yapmış, oradaki şehitleri görmüş, destanları okumuş, Çanakkale tanıtım merkezinde o savaşın ruhunu yaşamıştık. Hatta bu gezi yazısını yazmayı planlarken bu darbe girişimi oldu. Daha o ruh hali üzerimizdeyken savaşı darbe girişimiyle canlı canlı yaşamış olmak bizi çok derinden etkiledi. Ayrıca 2 yıldır Ertuğrul ile yatıp Ertuğrul ile kalkan oğlum köklerini tarihini dahada benimsedi, tarihe merak saldı. Peşi sıra günler legolarla olayları canlandıran oyunlar kurdu.

Bu mücadeleyi direk ateş hattında yaşayamasakta tüm kalbimizle orada olmuştuk. Türk milleti şu anda bir Çanakkale, bir Kurtuluş Savaşı gibi mücadele etti. Kadın erkek hepimiz vatanımız için mücadele ettik. Atalarımızdan miras kalan bu toprakları, tekrar kendi kanımızla geri aldık. Rabbim bir daha böyle bir zulum göstermesin bizlere…

Bu süreçte tarih kitaplarında öylesine ezber yaptığımız savaşları, antlaşmaları ve darbelerin ne denli mühim olduğunu, geçiştirilmemesi gerektiğini iliklerimde hissettim. Milli eğitim bakanlığı tarih derslerine özel ihtimam göstermeli ve bu dersi çocuklara tarihlerini yaşatarak öğretmelidir.

Yıl 13.11.1918- İstanbul’un İşgali

1 Kasım’da İttihat ve Terakki kendini lağvetti. 2 Kasım’da Enver, Talat, Cemal paşalar yurtdışına kaçtı. 6 Kasım’da Boğazlar silahsızlandırıldı. 7 Kasım’da işgal güçleri Çanakkale Boğazı’ndan geçti ve İstanbul’a ulaştı. 13 Kasım 1918’de müttefiklerin 55 parçalık gemilerinden İstanbul’a 3500 asker çıkarıldı. İngiliz Albayı Muerpi İstanbul’a geldi. İngilizler, Fransızlar, İtalyanlar, bu güçleri takip etti. 465 yıllık başkente ilk kez yabancılar askeriyle giriyor, millet esaretle tanışıyordu.

İngiliz birlikleri Beyoğlu’nda.
23 Kasım 1918’de Ahmet İzzet Paşa yeni hükümeti kurdu.

9 Şubat’ta Hadisat gazetesinde Süleyman Nazif Kara Gün başlıklı bir yazı yazdı. Türk milletinin böyle bir işgali yaşamadığını ve bunu kaldıramayacağını söyledi. İtilaf devletleri Türk halkının tepkisini çekmemek ve işgalin haklılığını kanıtlamak için aşağıdaki bildiriyi yayınladılar.

İşgal geçicidir.
Padişahlığı ve halifeliği korumak ve güçlendirmek için işgaller gerçekleştirilmiştir.
Azınlıklara yönelik bir katliam başlarsa İstanbul Türklerden alınacaktır.
Herkes padişahlık makamının İstanbul’dan vereceği kararlara uyacaktır.

devamını okuyabilirsiniz…

Bizim kıymetli vatanımız birçok kez savaşlar işgallerle karşılaşmıştır. Fakat İstanbul’un işgali 15 temmuz darbesi ile oldukça benzeşmekte ve yaşadığımız bugün hicri 100 yıllık  bu işgal sona ermiştir inşAllah diye dua etmekteyiz.

Bu işgaller sırasında yurt çapında milli bilinç ve Kuva-yi Milliye hisleri uyanıp örgütlenmeye sağlamak için Sultanahmet mitingleri düzenlenmiş, 200 bin kişi toplanan halka hitaben dönemin bir çok toplum önderide konuşmalarda bulunmuştur. Aynı günümüzde Cumhurbaşkanı’nın yaptığı gibi vatan sevgisini hatırlatan mitinglerdir. Düşman İngiliz bile 200 bin kişi toplanmış olan bu topluluğa üstünden uçakla geçmesine rağmen ateş açmamıştır.

Şuanda gözyaşlarıyla izlediğimiz bu video bizim için ne kadar anlamlı ne kadar yaşanmış bir konuşmadır değil mi 15 temmuz gecesi biz bu ruhu yakaladık ve hala o ruh üzerimizde..

Şuanda her yerde yorumlar, analizler dolanıp duruyor. Hepsi okunası güzel yazılar. Hepsinin ortak fikri bu darbe girişimi FetÖcü Teröristlerin CIA ve ABD ile ortak gerçekleştirdiği bir harekettir.

Şuanda OHAL başlıyor, bakalım görelim ne olacak? Bilmiyoruz, Fakat bu darbe ile titreyip kendimize geldik, tarihte yaşananlar boş masallar değilmiş öğrendik. Bu millet sıradan bir millet değil, hem kendimiz öğrendik hemde dünyaya gösterdik. Bu gençliğin hali ne olacak diye geçiriyorduk içimizden. Fakat bu gençlik ki tanklara kafa tutan, mermilere meydan okuyan bir gençlikmiş. Gurur duyduk, Elhamdülillah dedik. Ama gevşemek yok, daha atlattık mı bilmiyoruz, her an bir yalan haberle morallerimiz yine gömülebiliyor. Üzülmeyeceğiz dua edeceğiz, meydanları boş bırakmayacağız inşAllah…

Darbe yapan rezil guruha sesleniyorum. Ne bu dünyada ne öbür dünyada yatacak yeriniz yok. Yıllarca bizleri maddi manevi kemirip üstüne birde darbe yaptınız. Öyle bir darbe ki sanki Sırplar Boşnaklara saldırıyor. Savaşta bile hadleri olan bir dinin inananları olduğunuzu HALA sanıyorsunuz. Ama böyle bir müslümanlık yok! İçimiz acıyor, yüreğimiz yanıyor sizlerin katliamını izlerken, benim kardeşim hepsi, benim annem, benim babam. Halen daha bizim niyetimiz halisti, diyerek günah çıkarıyorsunuz. Kendi fonlarınızla beslediğiniz bu dev çete en sonunda geldi hepimize savaş açtı.hala görmüyor musunuz?

Oturup düşünün, vicdanınızın susturulan sesini açın ve ben ne yaptım deyip tövbe edin! Geçmiş yıllarım çöpe mi gidecek deyip gurur yapmayın ve ahiretteki en büyük pişmanlıktan önce pişman olun. Bu halk sizleri asla affetmeyecek ama Allah gafurdur, rahimdir.

Şuanda 100bin’e yakın kişi görevden ihraç, memleketten ihraç vb… bir çok noktada toplumdan dışlanacaklar. Hem kendilerine, hem vatana, hem garip memleketimin garip insanlarının duygularına yaptığınız bu hiyanete değdi mi? Biz şimdi kime güveneceğiz, kardeş göreceğiz, ismi Hoca olan herkese ön yargılarla bakacağız. Hem dünyanız hem ahiretiniz mahvu perişan oldu, ne için? Hiç için? Değdi mi? Şehitlerimiz var içimiz paramparça, ülkemin binaları, yapıları paramparça, ama en çokta kalbimiz paramparça, sizleri yıllardır kardeş bilip kondurmadıklarımızdan, müslüman müslümana yapmaz deyip sırtımızdan yediğimiz hançerlerden paramparça…Oğlumun deyimiyle hepiniz Kurdoğlusunuz!

Daha söylenebilecek çok şey var. Ama Allah’a havale ediyoruz.

Darbe oyun diyen arkadaşlara da Hz.Mevlana’nın şu sözünü hediye ediyorum “Kişi karşısındakini kendinden bilirmiş”. Gezi parkında hiç suçsuz esnafın dükkanını yağmalayan sözde çevreci zihniyet, demek ki elinde imkan olsa sırf emellerine ulaşabilmek için 250 kişilik katliam tiyatrosu yapmayı olası görebiliyorlar. Lakin bu sokak mitingleri sonrasında da gördüğümüz gibi kimsenin ne malına, ne canına bir zarar gelmemiştir. Mehmetçiklerle ilgili itirazınızı şu 2 yazı(12) ile cevaplamak isterim. Nihayetinde siz üzülmeyin gerektiğinde hem sizleri, hem vatanı korur bu milletin evlatları 🙂

…………………………..

Şuanda her birey kendine göre dersler çıkartmalıdır. Bundan sonra ne yapmalıyım?

-Sivil savunma konusunda eksiklerimiz var.

– İstihbarat konusunda çok safız.

– Solcu, sağcı, milliyetçi, kürt,çerkez bilmem ne. Hepimiz bir olalım. Düşmanlarımızı sevindirmeyelim.

– Hepimizin çevresinde bu hainlik şebekesinin havuzunu dolduran musluklardan bulunuyor. Kimisi komşumuz,kimisi iş arkadaşımız, kimisi akrabamız. Ne olursa olsun yakın çevremizdeki bu kişilerle konuşmalı, ikna etmeye çalışılmalı, hoşnutsuzluğumuzu dile getirmeliyiz. Susmamalıyız ki, hatalarında ısrar edemesinler, hatalarını yaygınlaştıramasınlar, vicdanlarının seslerine kulak verebilsinler.

– Allah’ın ipine sarılmalıyız. İslami yaşantıdan çokça uzaklaştığımız bir zamanda gelen bu ihtar ile birlikte Allah’a yönelmeli, gayrisini koy vermeliyiz. sahte tanrılarımızı reddetmeli, tek ve yegane yaratıcı Allah’u tealaya yönelmeliyiz. Yol varsa budur çıkar yol.

……………………………

Son olarak yaşadığımız günler ile ilgili büyüklerimizin güncelde işaret ettiği ayetlerle bitirmek istiyorum.

Ayetlerin tefsirleri okunarak daha net anlaşılabilir. Bununla birlikte; sabredeceğiz dua edeceğiz gerçek müminler isek kim ne yaparsa yapsın illa illa bizler galip geleceğiz. Bunun tuzak kuranların en hayırlısı Allah’u teala bu şekilde olacağını söylüyor. Daha kim ne derse desin vesselam…

Ali İmran Suresi 137, 138, 139. ayetler

137. Sizden evvel nice olaylar (ve şeri’atlar) gelip geçti. Yeryüzünü dolaşın da (peygamberlerini ve getirdiklerini) yalanlayanların sonunun nasıl olduğunu (bir) görün.

138. İşte bu (Kur’an), bütün insanlara (yönelik) bir açıklamadır, takvâ sahiplerine (Allah’ın emirlerine uygun yaşamak isteyenlere) bir yol gösterme (hidayet) ve öğüttür.

139. (Ey mü’minler!) Gevşemeyin ve üzülmeyin. Eğer (gerçekten) mü’min iseniz (düşmanlarınızdan) çok üstünsünüzdür….

Allah’ım sen bizi bize bırakma, sen bizlere yardım et, birleşsin güçler def etsin akbabaları, şanımız yürüsün cihanda.
Sefillere uşak olmayalım.

Çünkü, kölesiyiz, Razı olsun alemlerin Efendisi bizden….

Share.

Leave A Reply