Bir Zayıflama Hapının Düşündürdükleri

0

Kastamonu, Antalya derken şimdide Bursa’dan bir ölüm haberi geldi.

BURSA’da yaklaşık 5 ay önce de fazla kilolarından yakınan zayıflama ilaçlarıyla 11 kilo zayıflayan İstanbul Üniversitesi İşletme Yüksek Lisans öğrencisi 24 yaşındaki Ebru Atabeyoğlu, kız arkadaşının nişanında dans ederken aniden fenalaşıp, babasının kollarında can vermişti. Aşırı kilolu olduğunu düşünen genç kız, doktordan destek almadan kullandığı zayıflama ilacıyla 6 ay içersinde 11 kilo zayıflayıp 63 kiloya düşmüştü. Bu olayın soruşturması da sürüyor.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Doktor Turgay Köse, geçtiğimiz yıl Dünya Sağlık Örgütü’nden onaylı içerisinde 15 miligram sibutramine maddesi bulunan bir zayıflama hapından 33 kişinin öldüğünü, şu an piyasada bulunan Lida ilacının içinde ise 27 miligram sibutmarine bulunduğunu söyleyerek tehlikeye işaret etti.

Biber hapından bu 3. ölüm.Zayıflamak uğruna can veren insanlar.Halbuki ilacı elinize alıp baksanız zararlı madde içermez, içeriği doğal gibi ifadeler görürsünüz.Şimdi Sağlık Bakanlığı’nın İl Sağlık Müdürlüklerine gönderdiği talimatla, ilacın satışının durdurulması yönünde uyardığı belirtildi. 

Birşeyin zararlı olduğuna inanmamız için küt diye ölmemiz mi lazım? Zararını iyice idrak edip hayatımızdan çıkarmamız için yediğimiz gibi bayılmalı yada komayamı girmeliyiz?Yada bir kaç gün sonra aynı besini yiyen bir çok kişi aynı anda rahatsızlanmalımı?

Ya yıllar sonra başka bir hastalığa sebep olacaksa.Hayır o zaman zararlı değildir.Yediğim gibi ölmeliyimki zararına inanayım.”Atın ölümü arpadan olsun” derim yerim ben , ne bulsam aklıma geleni mideme indiriririm.Sonrası mı?Aman boşver atın ölümü arpadan olsun dimi…

Zavallı mide,sindirim sistemi ve diğer sistemler ne yaparsa yapsın, ben yeni lezzetlerin peşine düşerim.Kola içerim, cips yerim, jelibon, hazır pasta,draje hak getire.Yerim yerim “bak gördünmü sapasağlam burdayım” derim.Yarınmı?

Yarın biryerime bişey olursa suçlusu hazırdır zaten atalarımdır.”Bizde ırsi” derim geçerim.Yada geçemem ilaç sektörüne çalışmaya başlarım.İçerim içerim onlarıda “bak gördünmü içtim bişey olmadı” derim.Bilmiyorum nereye giderim.En olmazsa derimki “aman dünyaya kazıkmı çakıcaz öleceğiz tabi birgün, bari kalan vakitlerimde gönlümce yeyip içip gezeyim”.Daha da yerim napayım hastayım yemezsem iyileşemem dimi?

Hiç seçmem, ayırt etmem, damak tadıma uysun yeter içinde nevar ne yok kime ne?”Bu zamanda katkısız şeymi var” derim yoluma devam ederim.Durmak yok yola devam!

Nasılsa yediğim gibi ölmüyorum, kalbim sıkışmıyor,kola içince kremşanti yeyince ya yerimde yerim…

Gözümle görmüyorum, zararına dokunmuyor,hemen etkisini görmüyorum tam meteryalist dünyanın istediği gibi biri olmuşum ne mutlu bana!

Biri verince “A ikramı nasıl geri çevireyim” derim.Verecek birini bulamazsamda “bin yılın başı yiyorum” derim kendimi avutmak için.

Bir gün zavallı bedenim bir yerde yorgun düşerde can verirse kabre bu bedeni nasıl götürürüm onu hiç düşünmem, Rabbim sormazmı bu vucuda ne yaptın?Neden yediğine içtiğine dikkat etmedin,sen insanoğlusun senin akl-ı selimin nerede?bilmiyorum nerede?Sanırım yarım kalan hamburgerimde kaldı…

Kabre giren bu beden orada nasıl huzur bulur, atıklarla dolu bu beden toprak altındaki kurtlara, canlılara yuvamı olur?Yoksa ben zaten kendi kurtlarımı bünyemde götürmüşmüyümdür?

Bilmiyorum ne olur ama atın ölümü arpadan olunca durum bundan başka ne olur?

Share.

Leave A Reply